NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ TÜRKİYE BİNA DEPREM YÖNETMELİĞİ DEĞERLENDİRME PANEL&FORUM’U DÜZENLENDİ VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ. ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

17 ARALIK 2018, PAZARTESİ   

10

TÜRKİYE BİNA DEPREM YÖNETMELİĞİ DEĞERLENDİRME PANEL&FORUM’U DÜZENLENDİ VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ.

    Yayına Giriş Tarihi: 12.11.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 20.11.2018 14:19:42  Yayınlayan Birim: ANKARA ŞUBE  
 

İMO Ankara Şubesi tarafından 10 Kasım 2018 günü İMO KKM Teoman Öztürk Salonu’nda “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği Değerlendirme Panel&Forum”u düzenlendi

 

İMO Ankara Şubesi tarafından 10 Kasım 2018 günü İMO KKM Teoman Öztürk Salonu`nda "Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği Değerlendirme Panel&Forum"u düzenlendi. Kolaylaştırıcılığını Prof. Dr. Güney Özcebe`nin yaptığı panele Prof. Dr. Polat Gülkan, Prof. Dr. Erdem Canbay, Prof. Dr. Barış Binici, Yük. İnş. Müh. Nejat Bayülke katıldı. Rahatsızlığından ötürü Prof. Dr. Uğur Ersoy katılamadı.

Panelin açılış konuşmasını İMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Tulumtaş yaptı. Tulumtaş, konuşmasında İnşaat Mühendisleri Odasının kuruluşundan itibaren karşı-muhalif olarak konumlandırılamaya çalışılmasına değinerek "Buradan tüm inancımla ifade etmek isterim ki, muhalif olan bilim ve tekniği ülkemizin ve halkımızın yararı doğrultusunda kullanmayı şiar edinmiş bizler değiliz. Muhalif olanlar bu doğruları günübirlik çıkarları için eğip bükenlerdir. Bilime muhalif, tekniğe muhalif, topluma muhalif" dedi.

Selim Tulumtaş`ın konuşmasının tam metni;

Değerli meslektaşlarım hoş geldiniz,

Sizleri İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu ve şahsım adına saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

Öncelikle bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile ilgili görüşlerini bizlerle paylaşacak değerli hocalarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Uğur Ersoy hocamız bir grip enfeksiyonu geçirdiğinden aramızda olamayacak, kendisine acil şifalar diliyor ve sizlere selamlarını iletiyorum.

Değerli meslektaşlarım;

Bu gün 10 Kasım. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK`ün aramızdan ayrılışının 80 inci yıldönümü. Anısı önünde saygı ile eğiliyorum. Dün olduğu gibi bu gün de eşitlikçi, özgürlükçü, laik, demokratik tam bağımsız Türkiye idealine bağlılığımızı buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Değerli meslektaşlarım;

Bildiğiniz gibi Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği mart ayında resmi gazetede yayımlandı ve yürürlük tarihi 1 Ocak 2019 olarak belirlendi. Bir önceki yönetmeliğe göre kapsamlı değişiklikler öngören söz konusu yönetmeliği kullanacak tasarımcı, uygulayıcı ve denetleyicilerin bilgilendirilmesi ve eğitimleri konusunda eksikler var. Yönetmeliğin sağlıklı uygulanmasını temin edecek bir altyapı çalışması olmadığı da görülmekte. Bunun yanı sıra yeni yönetmeliğin içeriğine ve uygulanabilirliğine ilişkin olarak da eleştiriler bulunmakta. Bizler inşaat mühendisleri olarak bu yönetmeliğin salt pasif kullanıcıları değiliz. Bizler bu alanın uzmanları ve sorumlularıyız.

Bu nedenle konunun farklı yönlerini de inceleyerek bu konuda ne yapmalı-nasıl yapmalı sorularına cevap aramalı, bulduğumuz çözümleri de hep beraber hayata geçirmeliyiz. Bu hem mesleki çıkarlarımız, hem de mesleğimizin topluma birebir dokunan niteliği gereği Ülkemiz ve Halkımızın çıkarları açısından göz ardı edemeyeceğimiz temel görevimizdir. Bu gün düzenlediğimiz etkinlik bu amaca yöneliktir.

Değerli meslektaşlarım;

Bu vesileyle İnşaat Mühendisleri Odasının toplum nezdinde ve ne yazık ki yaratılan algı ile üyeleri gözünde konumlandırıldığı-konumlandırılmaya çalışıldığı yere ilişkin görüşlerimi de sizlerle paylaşmak isterim.

İnşaat Mühendisleri Odası kurulduğu günden bu güne karşı-muhalif olarak konumlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu konumlandırmayı yapmaya çalışanlar zor kullanma yetki ve araçlarını bir şekilde elinde tutanlardır.

Burada şunu sormak gerekir. Güçlü ve doğru olan zor araçları mıdır yoksa bilgi midir? Elbette ki gücü ve doğruluğu oluşturan şey bilgidir. Çünkü bilgi toplumsal ilerlemenin anahtarıdır.  

Bizler, biraz önce de belirttiğim gibi bu alanın uzmanları ve bu alanın bilgisine sahip olanlarız. Bu nedenle bu alanda güçlü ve doğru olan bizleriz. Muhalifliğin de karşılığın da tanımlanması bu noktadan yapılmalıdır. Bilim ve tekniğe uygun olarak bu alanda ülkemizin ve halkımızın yararına görüş ve önerilerini dillendirenler midir muhalif ve karşı olanlar? Yoksa günübirlik çıkarlar için bu doğruları eğip bükenler mi?  

Buradan tüm inancımla ifade etmek isterim ki, muhalif olan bilim ve tekniği ülkemizin ve halkımızın yararı doğrultusunda kullanmayı şiar edinmiş bizler değiliz. Muhalif olanlar bu doğruları günübirlik çıkarları için eğip bükenlerdir. Bilime muhalif, tekniğe muhalif, topluma muhalif.

Bu duygu ve düşüncelerle ve panel ve forumumuzun verimli ve yararlı sonuçlar doğuracağına olan inancımla sizleri tekrar sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Tulumtaş`ın konuşmasının ardından etkinliğin panel bölümü başladı. Prof. Dr. Güney Özcebe, "Bugün burada bakınca Ankara grubunu görüyoruz. Diğer taraftan Yönetmeliğin üst grubu İstanbul orjinliydi. Sanki muhalif bir ses gibi algılanacak. Lütfen öyle bakmayın. Bu yönetmelik Türkiye`nin yönetmeliği. Bütün Türkiye`nin her kişisinin ağzından çıkan söz bu yönetmelikte bana göre vücut bulmalı. Yönetmelikler büyük katılımlarla ve uzun süreye yayılmış çalışmalarla revize edilir ve uygulamaya konulur. O yüzden Ankara grubu olarak burada bildiğimiz doğruları ve eğrileri söyleyeceğiz. Muhalefet değildir yapmak istediğimiz" diyerek paneli başlattı.  

Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Polat Gülkan, yeni yönetmeliğin sayfa sayısının eski yönetmeliğe oranla daha fazla olmasına karşın hem derinliği, kapsamı hem de üzerine konulduğu altlık bakımından çok köklü bir değişikliğe uğradığını belirterek metin kullanılmaya başlandığı zaman daha iyi anlaşılacağını belirtti. Gülkan, "Yönetmeliklerin hükümleri mutlaka bilimin, teknolojinin ilerlemesinin ucunda değil, bir parça gerisinde olması gerekir. Çünkü fikirlerin, araştırma sonuçlarının doğruluğu ancak geniş kapsamlı olmak kaydıyla geçerlilik kazanır. Bu da tecrübeyle ve özellikle arazi gözlemleriyle yapılabilir. Biz 1998 Yönetmeliği`nin bir deprem sonrasında nasıl bir performansa yol açtığını görmedik. 2003`te Bingöl`de bir deprem oldu ama binaların birçoğu 1975 Yönetmeliği`ne göre yapılmıştı. Onlar sonra da 2011`de bir test olarak bahsediyorum. Elazığ`daki deprem, o da kırsal bir alanda meydana geldi. Bir yönetmeliğin tadilatı onun eksiklerinin teşhis edilmesi, belirtilmesi ve onun yerine hangilerinin konulması gerektiğinin üzerinde fikir birliğine varılmasıyla olacağını düşünüyorum" dedi.

Panelin ikinci konuşmacısı Yük. İnş. Müh. Nejat Bayülke, yeni yönetmeliğe göre Türkiye`deki bütün yapıların deprem güvenliğinin olmadığının anlaşıldığını ve mevcut yapı deprem performansın hesaplanırsa yetersiz bulunacağını belirtti. Bayülke, "Bana göre, bizim sorunumuz yönetmelik değil, kaçak yapılar, ruhsatsız yapılar, projesine uymadan yapılmış yapılar, donatısı eksik, beton dayanımı projedeki dayanımdan düşük denetlenmemiş yapılar" dedi.

Panelin üçüncü konuşmacısı Prof. Dr. Barış Binici, konuşmasına Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2019`un 2013`ten başlayarak günümüze kadar gelen oluşturulma sürecini anlatarak başladı. Konuşmasında, 2011 ve 2019 Deprem Yönetmeliklerinin farklılıklarına ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2019`un olumsuz ve olumlu yönlerine değindi. Binici, "Deprem yönetmeliğinin amacı nedir? Olası depremde yapıda beklenen istemleri belirlemek, bu istemler için hesaplar, analizler nasıl gerçekleştirecek, istemi sağlayacak kapasite nasıl belirlenecek ve bunları genel prensipleri çerçevesinde anlatmaktır. Yemek kitabı hazırlamak değil, çok mühendisi başıboş bırakmak değildir. Dolayısıyla bu ikisi arasında dengeyi oturtmak gerekiyor. Yönetmelik yazmak her cümlesiyle çok da kolay olmayan bir iş. Bunun da farkındayız. Emeğe saygıdan teşekkür etmek durumundayız. Bir emek var burada. Mühendisin görevi nedir, diye bakmamız gerekiyor. Taşıyıcı sistem oluşturmak/oluşturulmasına katkı sağlamak, kuvvet akışına hâkim olmak, tasarımı gerçekleştirmek, elastik ötesi davranış için detaylandırma yapmak, sigortalar sağlamaktır. Aslında en önemli kısım, son iki adım. Aslında orada devreye giriyor mühendislik. Bana kalırsa Türkiye`de şu oluyor; birinci adımı mimarlara verdik, taşıyıcı sistem oluşturamıyoruz. İki ve üçüncü adımları programlara verdik. Dört ve beşinci adımlara da bakmıyoruz, süre yok, para yok. Aslında olan bu. Mühendislikte iyi bir noktada değiliz. Bizim mühendisliğimizi belli bir noktaya getirmemiz ve değerimizi anlatmamız gerekiyor" dedi.

Panelin son konuşmacısı Prof. Dr. Erdem Canbay, 2019 Yönetmeliği`nde gördüğü aksaklıkları ve deprem yönetmeliğinin nasıl olması gerektiği üzerine konuştu. Yönetmelikte yer alan dil hatalarına da değinen Canbay, yeni yönetmeliğinin anlaşılabilir bir dilde olmadığını vurguladı. Canbay, "Bir deprem yönetmeliği yapılırken göz önünde bulundurulacak hususlara bakıldığında, ülkenin ekonomisi, yapılan inşaatlardaki işçilik kalitesi, ülkedeki mühendislik eğitiminin düzeyi, mühendislik ve yapımcılarla ilgili yasalar ve uygulamayı yapan mühendislerin düzeyidir. Yönetmelik nasıl olmalı ve nasıl oldu? Kısa olmalı, ders kitabı olmamalı, değil 416 sayfa. Ortalama bir mühendisin anlayabileceği kadar basit olmalı, değil. Dili kolay anlaşılabilmeli, değil. Gerçekçi olmalı. Birçok varsayıma dayanan, kesin olmayan yöntem ve denklemler kesinmiş gibi ayrıntıya gidilmemeli, gidiliyor" diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Panelistlerin konuşmalarının ardından panel soru cevap bölümüyle sona erdi.

Panelin ardından kolaylaştırıcılığını İnş. Müh. Levent Darı`nın yaptığı forum başladı. Darı, "Geçmiş dönemlerdeki yönetmelikleri hatırladığımızda, hocalarımızın da değindiği gibi, belli süreçler olurdu. Bu süreçler içerisinde Odadan bir takım meslektaşlar istenirdi. Odadan projeci mühendisler istenirdi. Kamu kurumlarından, akademisyenlerden çağrılan bazı üyelerle beraber belli çalıştaylar hazırlanırdı. Bu çalıştaylar bunlar enine boyuna tartışılırdı. Bundan önceki yönetmelikler öyle olmuştu. Sonuçta da herkesin daha çok bilgilendiği, geçiş süresine hazırlandığımız süreçler olurdu. Ama bu yönetmelikte hemen hemen herkeste bir belirsizlik, birtakım sorunlar var" dedi.

Forumun amacının bu yönetmeliğin uygulamaya girmesiyle beraber teknik şeylerin ötesinde yürürlüğe girecek olan yönetmeliğin uygulamasındaki belirsizlikler, aksaklıklar, ne yapmalıyız, nasıl olmalı gibi soruları tartışmak olması gerektiğini belirten Darı daha sonra sözü salondaki katılımcılara bıraktı.

 Forum, katılımcıların katkılarıyla ve soru cevap bölümüyle sona erdi.

Panel&Forum, İMO Ankara Şubesi`nin YouTube hesabından canlı yayınlandı. Panelin ve forumun videosuna https://www.youtube.com/watch?v=V1DJm2IFY3c linkinden erişebilirsiniz.

 

 


Okunma Sayısı: 347

Ankara Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır