NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ HALKIN İRADESİ GASP EDİLEMEZ YSK DARBESİNE HAYIR! YALANA, KABALIĞA, HİLEYE, BASKIYA BOYUN EĞMEYECEĞİZ! ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

16 TEMMUZ 2019, SALI   

30

HALKIN İRADESİ GASP EDİLEMEZ YSK DARBESİNE HAYIR! YALANA, KABALIĞA, HİLEYE, BASKIYA BOYUN EĞMEYECEĞİZ!

    Yayına Giriş Tarihi: 10.05.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 10.05.2019 16:07:10  Yayınlayan Birim: ANKARA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 10.05.2019 15:22:06

Bu ülkede demokrasiyi yeniden kuracak olan ise işçilerin, emekçilerin, halkın birleşik ve örgütlü demokrasi mücadelesi olacaktır

 

TMMOB Ankara İKK, DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, Ankara Tabip Odası ve Ankara Serbest Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Odası tarafından TTB`nin `Savaş bir Halk Sağlığı Sorunudur` açıklaması nedeniyle TTB 2016-2018 Merkez Konseyi üyelerinin hapis cezası alması ve Yüksek Seçim Kurulu`nun 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal etmesi ile ilgili Kızılay PTT önünde basın açıklaması yapılmak istendi.

Ancak polis valilik kararını gerekçe göstererek açıklamaya saldırdı ve kitleyi tartaklayarak caddeden uzaklaştırdı. İki kişi zor kullanılarak gözaltına alındı, tepkiler üzerine serbest bırakıldı.

Polisin engellemesinin ardından kitle basın açıklamasını yapmak üzere alkış ve sloganlarla Tüm Bel-Sen Genel Merkez binasının önüne geçti.

Tüm Bel-Sen önünde basın açıklamasını KESK Dönem Yürütmesi`nden İsmail Kaygusuz okudu. Kaygusuz, "Bugün aynı zamanda Engelliler Haftası`ydı. Aramızda engelli arkadaşlar da vardı. Engelli arkadaşlarımızın orada yerde sürüklenmesini burada bir defa daha protesto ediyoruz" dedi.

Açıklamanın tamamı:

BASINA VE KAMUOYUNA

Değerli basın değerli Ankara halkı;

31 Mart yerel seçimleri öncesi devletleşen AKP seçimlere yönelik devletin tüm olanaklarını seçimlerde kullanmış bu da yetmiyormuş gibi Anadolu Ajansı, TRT ve yandaş medya aracılığıyla muhalefet partileri ve adayları hakkında her türlü yalan ve iftira kampanyasını devam ettirmiştir.

Yine 31 Mart yerel seçimler öncesi "Savaş bir Halk Sorunudur" diyen TTB Merkez Konseyi hakkında yargılama başlatılmıştır.

Siyasi iktidarın hedef gösteren açıklamaları sonrasında Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasıyla başlayan soruşturma ve dava süreci, ülkemiz demokrasisi ve hukuku açısından bir utanç vesikası olarak tarihe geçmiştir. Ülkemizdeki mahkemelerin hukukun izinde değil, siyasi iktidarın güdümünde olduğunu bir kez daha açık biçimde göstermiştir. Bunun sonucunda TTB Merkez Konseyi üyelerine hapis cezaları verilmiştir.

Katılımcı örgütler olarak gurur ve onur duyduğumuz TTB Merkez Konseyi üyelerine verilen cezaları kınıyor ve buradan dayanışmamızı bir kez daha ilan ediyoruz.

31 Mart yerel seçimler sonrası, önceden devam eden hukuksuzluklar tavan yapmıştır.   Türkiye demokrasi tarihine halkın iradesinin gasp edildiği yeni bir tarih daha eklenmiştir. KHK ile hukuksuzca ihraç edilmesi gerekçe gösterilerek seçilmiş belediye başkanlarına mazbata verilmemesi ve Doğu ve Güneydoğuda bazı belediyeler önüne belediye başkanlarının talebi olmaksızın emniyet güçleri tarafından polis noktası oluşturulması ve X-ray cihazı konulması baskı ve yıldırma politikasını tavan yaptığının bir göstergesi olup birde buna YSK`nın İstanbul kararı eklenmiştir. 6 Mayıs 2019 tarihli YSK kararıyla ülkemizde demokrasiden geriye kalan son haklardan birine, seçme ve seçilme hakkına da el uzatılmıştır.

YSK, hukuka ve kendi içtihatlarına göre değil partiye göre karar vererek tarihe geçmiştir. Rantın ve akıtılan kaynakların kesilerek ekmeğin, ulaşımın, suyun fiyatının düşürülmesinden rahatsız olan çıkar gruplarının baskısıyla hukuk ve demokrasi ayaklar altına alınmıştır.

Üyelerinin görev süreleri Anayasa`ya aykırı biçimde uzatılan YSK`nın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal kararı hukuki değildir.

Tüm devlet olanaklarını kullanmalarına rağmen seçimlerde oyların çalındığı, sahte seçmen/kısıtlı seçmenlerin oy kullandığı iddialarını temellendiremeyenlerin imdadına YSK yetişmiştir. YSK, kendi belirlediği sandık kurullarının kanunsuz olduğunu iddia ederek halkın iradesi yok sayılmıştır.

Bu, sadece, İstanbul`un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu`na ve ona oy verenlerin kararını yok sayma değildir. Bu aynı zamanda İstanbul`u ve hatta 82 milyon yurttaşı yok saymaktır.

Aynı seçimde, aynı sandık kurullarıyla, aynı zarftan çıkan üç oyun geçerli, sadece iktidar partisinin kaybettiği oyların geçersiz olduğuna dair karar verenler, "partiye göre hukuk, parti için hukuk" anlayışının egemenliğini ilan etmişlerdir.

YSK halkın iradesine ipotek koymak için, kendi sorumluluğundaki uygulamaların kanunsuz olduğunu gerekçe göstermiştir. Bu açıdan YSK kendi meşruiyetini tartışılır hale getirmiştir.

YSK bu kararıyla, sandık kurullarının benzer biçimde teşekkül ettiği 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de "tam kanunsuzluk" hali doğurmuştur.

Halkın seçme ve seçilme hakkını cebren ve hile ile ortadan kaldıracak kadar hukuktan uzaklaşanların demokrasilerde yeri olmayacak türden uygulamalardır.

Bu ülkede demokrasiyi yeniden kuracak olan ise işçilerin, emekçilerin, halkın birleşik ve örgütlü demokrasi mücadelesi olacaktır.

DİSK Ankara Bölge Temsilciliği

KESK Ankara Şubeler Platformu

TMMOB Ankara İKK

TTB Ankara Tabip Odası

ASMMMO

 


Okunma Sayısı: 37

Ankara Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır