NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ KAMUOYUNA VE BASIN EMEKÇİLERİNE FERYADIMIZDIR ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

14 EKİM 2019, PAZARTESİ   

37

KAMUOYUNA VE BASIN EMEKÇİLERİNE FERYADIMIZDIR

    Yayına Giriş Tarihi: 09.10.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 09.10.2019 14:48:21  Yayınlayan Birim: ANKARA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 09.10.2019 14:47:00

TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, Ankara Tabip Odası, Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından son zamanlarda halkın temel ihtiyaçlarına yönelik yapılan zamlarla ilgili bir basın açıklaması yapıldı

 

TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, Ankara Tabip Odası, Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından son zamanlarda halkın temel ihtiyaçlarına yönelik yapılan zamlarla ilgili bir basın açıklaması yapıldı. 09 Ekim 2019 tarihinde Ulus Meydan`da yapılan açıklamayı Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut okudu.

Bulut açıklamada, "Krizi yaratan %1`lik imtiyazlı sınıf bunun bedelini biz emekçilere, işçilere ödettirmek istemektedir. Bu krize işçiler ve emekçiler neden olmadı. Bu borçlanmalardan işçilerin ve emekçilerin cebine tek kuruş girmedi. Bir avuç sermayedar ve yandaş egemenler servetlerine servet katarken, halk yoksullaştırılmıştır. Bu ülkenin inşasına alın terini geçmişte döken 12 milyon emeklimiz açlık sınırında yaşamaya sürüklenmektedir. Emekli aylık ve gelirleri yetersiz ve adaletsizdir. Aynı koşullarda emekli olanlar arasında büyük farklılıklar yaşanmaktadır. Emeklilerin bir bölümü asgari ücretin altında aylık ve gelir almaktadır," dedi.

Açıklamanın tamamı:

Kamuoyuna ve Basın Emekçilerine Feryadımızdır

Son haftalarda, ulaşımdan elektriğe, doğalgazdan çaya şekere üst üste zamlar yapılmıştır. AKP-MHP iktidarının ciddi bir mali kriz içine sürüklendiği açıktır. Bu yılın ilk altı ayında, Hazine ve Maliye Bakanlığı`nın resmi verilerine göre, bütçe açığı 79 milyar TL`dir. Hükümetin yarattığı ve hazineye yüklediği borçların faizleri bile ödenemez hale gelmiştir. Tüketim maddelerine bindirilen vergiler ve zamlar emekçiyi, işçiyi ezmiştir. Emekçilere, işçilere bütçe açığı bahane olarak gösterilmektedir. Bu ekonomik krizin faili bizzat hükümettir, onların israf politikalarıdır. Sermayeye yandaş politikalardır. Siyasal iktidar sadece bütçenin kaynaklarını faizciye-rantiyeye aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda bir yandan enerji sektöründeki firmaları, büyük inşaat firmalarını ve şehir hastanelerini kurtarmak, diğer yandan da izlediği savaşçı politikalar nedeniyle artan savaş harcamalarını finanse edebilmek için bütçe içi ve dışı kaynakları zorlamaktadır.

Emekçiden ve işçiden çalan hükümet, zenginlerin milyarlarca TL`lik vergi ve sigorta prim borçlarını bir kalemde siliyor, affediyor. Kapalı kapılar ardında IMF ile görüşen egemenler çareyi halkın kullanmakta olduğu temel kamusal mal ve hizmetlerin fiyatlarına zam yapmakta buluyor. Bu amaçla da başta benzin, mazot ve LPG olmak üzere, elektriğe, doğal gaza, köprü, oto yol kullanım ücretlerine sık sık ve büyük oranda zamlar yapıyor.

Krize karşı çalışanların ve dar gelirlilerin korunması için fiyatları kamu tarafından belirlenen ve geniş kesimlerce tüketilen mal ve  hizmetlerin fiyatlarına zam yapılmamalıdır. Kamu ulaşım bedellerine ve hanelerde tüketilen elektrik, su ve doğalgaza zam yapılmamalıdır.  

Krizi yaratan %1`lik imtiyazlı sınıf bunun bedelini biz emekçilere, işçilere ödettirmek istemektedir. Bu krize işçiler ve emekçiler neden olmadı. Bu borçlanmalardan işçilerin ve emekçilerin cebine tek kuruş girmedi. Bir avuç sermayedar ve yandaş egemenler servetlerine servet katarken, halk yoksullaştırılmıştır. Bu ülkenin inşasına alın terini geçmişte döken 12 milyon emeklimiz açlık sınırında yaşamaya sürüklenmektedir. Emekli aylık ve gelirleri  yetersiz ve adaletsizdir. Aynı koşullarda emekli olanlar arasında büyük farklılıklar yaşanmaktadır. Emeklilerin bir bölümü asgari ücretin altında aylık ve gelir almaktadır.

Bu krizden çıkmanın yolu zamlar ve vergiler değildir. Krizi doğuran neoliberal, rantçı politikalardır. Krizden çıkmanın yolu, ekonomiyi düzeltmenin yolu, emeğe saygı, alın terimizin karşılığının ödenmesi, demokrasi ve barış ikliminin tesisinden geçmektedir. Demokrasi ve adalet gerçekleşmeden bu yurda refah ve huzurun gelmesi olanaklı değildir.

22 Ağustos 2019 tarihinde büyük bir tiyatro sahneye konulmuş, 2019 Dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi`nde milyonlarca emekçinin hakkı sarı sendikalar ve hükümet iş birliğiyle iç edilmiştir, hiç edilmiştir. Kamu emekçilerinin ücretlerine 2019 yılında %12, 2020 yılı için ise %8 zam yapmayı reva görenlere buradan sesleniyoruz. Sizin açıkladığınız enflasyon rakamları sahtedir ve bunu kendi ödeneklerinize, maaşlarınıza yaptığınız zamlardan anlamak kolaydır. Kendi gelirlerine, ödeneklerine, örtülü ödeneklerine  % 50 üzerinde zam yapanlar halka açlığı, yoksulluğu dayatmaktadır. Kendileri israf içinde olup yetim hakkı yiyenler, bütçeyi hortumlayanlar %99`luk halk kitlelerine şükretmeyi tavsiye etmektedir.

Biz işçiler, emekçiler olarak sesleniyoruz.

Son 15 yılın zamları karşısında eriyen ücretlerin acilen telafi edilmesi öncelikli talebimizdir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında liyakatsiz, yandaş ve israfa yol açan yönetim anlayışı derhal terk edilmeli ve kanun dışı harcamalar idarecilere rücu edilmelidir.

Tüm emekli aylık ve gelirlerinin asgari derhal ücret düzeyine çıkarılması gerekir. Asgari ücretin altında emekli aylığı ve geliri olmaması için yasal düzenleme yapılmalıdır.  Emekli aylık ve gelirlerine sadece enflasyon değil milli gelir artışı da dikkate alınarak zam yapılmalıdır.

Eğitim, sağlık ve benzeri kamusal hizmetlerden alınan bedeller arttırılmamalı, bu bedeller kaldırılarak eğitim, sağlık tümüyle ücretsiz olmalıdır. Varlık fonu, Kredi Garanti fonu, Savunma Sanayi Fonu gibi kamuoyu denetimi dışına ‘kaçırılmış` uygulamalar sonlandırılmalı ve derhal kamuoyu denetimine açılmalıdır.  Kamusal hizmet ve üretim alanında istihdam oluşturulup işsizlik önlenmelidir.  İşsizlik sigortası fonu sadece işsizlere aittir, bu fonun yağmalanması durdurulmalıdır.

Vergideki adaletsizliğe son verilmeli, çok kazanandan çok vergi alınan, asıl olarak karın/rantın/faizin vergilendirilmesine dayanan bir vergi sistemi kurulmalıdır. Türkiye`nin en büyük şirketlerinin, en zengin ailelerinin, partili/yandaş patronların vergi borçlarını büyük oranda sıfırlayan kararların derhal iptal edilmesini istiyoruz.

Devlet idaresindeki akıl dışı harcamaların ve savurganlığın son bulmasını istiyoruz.

Bugün için işçileri emekçileri ezen egemen sınıfa son sözümüz şudur. Bugün feryat eden işçi ve emekçiler seçim sandıklarında sizleri tarihe gömecek fermanı da yazmasını bilirler.

Saygılarımızla...

DİSK Ankara Temsilciliği

KESK Ankara Şubeler Platformu

TMMOB Ankara İKK

TTB-Ankara Tabip Odası

ASMMMO

 


Okunma Sayısı: 14

Ankara Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır