RESİM SERGİSİ, MÜZİK DİNLETİSİ & KOKTEYL DÜZENLENDİ

Cumhuriyetimizin 100. Yılını Atatürk'ün sevdiği şarkılarıyla ve "Cumhuriyetin Eserleri" ana temalı resim sergisinin de yer aldığı ve kokteyl ile kutladık.

Eklenme Tarihi: 30/10/2023

Cumhuriyetimizin 100. Yılını Atatürk'ün sevdiği şarkılarıyla ve "Cumhuriyetin Eserleri" ana temalı resim sergisinin de yer aldığı ve kokteyl ile kutladık.


IMG_1930.JPG

İMO Ankara Şubesi'nin 100. Yıl Etkinliğinde Şube Başkanımız Bülent TATLI tarafından yapılan konuşma metni:

"Değerli Meslektaşlarım hepinizi yönetim kurulu ve şahsım adına saygı ile selamlıyorum. 

Bugün burada cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamak ve cumhuriyeti daha ileriye ve gelecek nesillere taşıma kararlılığını ifade etmek için bir araya geldik. 

Türkiye Cumhuriyeti emperyalist işgale karşı, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının başlattığı mücadele ve halkın desteği, seferberliği ve büyük fedakarlıklarıyla verilen kurtuluş savaşının başarıya ulaşmasının ardından 100 yıl önce kuruldu. Cumhuriyet, ülkemizin aydınlanma ve modernleşme tarihi açısından çok önemli bir eşiktir.

Cumhuriyet, egemenliğin ve siyasi iktidarın bir kişide, bir ailede değil, halkın tamamında olması ve halkın kendisiyle ilgili kararların öznesi olması için ilan edildi.

Cumhuriyet tebaa olmaktan çıkıp yurttaş olmaktır; bağımsızlıktır, laikliktir, bilimdir, demokrasidir, eşitliktir, özgürlüktür, barıştır. 

Bilimin ışığında halk için halkla birlikte emek vermektir; birlikte üretmek, hakça paylaşmaktır.

Bilim ve teknolojiyle sanayileşmek, kendine yeten, üreten bir ekonomi ve bağımsız bir ülke kurmak için Cumhuriyet’in harcında, oluşturduğu tüm politika ve kurumlarda, fabrikalarda, kentlerde, kırda, biz inşaat mühendislerinin de emeği var.

Cumhuriyet fikri, bu topraklarda vücut bulduğundan beri saldırılarla karşı karşıya kaldı; cumhuriyet devrimleri sekteye uğradı, cumhuriyet, taşıdığı idealleri tam olarak gerçekleştiremedi. 

Bugün cumhuriyet fikrine, cumhuriyetin yarattığı tüm ilerici birikime hiç olmadığı kadar büyük ve topyekûn bir saldırı var. Cumhuriyetin 100. Yılına, cumhuriyeti 3 bin yıllık devlet tarihinin parantezi olarak, çağdaşlaşma adına yapılan her şeyi de bir “istila” olarak görüp bu parantezi kapatmaya çalışan tek adam rejimi altında giriyoruz.

Halkın doğrudan karar süreçlerine katılımını bırakın, ulusal egemenliğin cisimleştiği varsayılan Meclis dahi etkisiz hale getirildi. Anayasa askıya alındı, ülkenin kanun hükmünde kararnamelerle yönetildiği bir olağanüstü hâl rejimi kuruldu. Cumhuriyetin en önemli sac ayaklarından biri olan laiklik ilkesi fiilen ortadan kaldırıldı. Cumhuriyet tarihinin tüm birikimi, kamu kurumları, fabrikaları, işletmeleri özelleştirildi, haraç mezat satıldı ve uluslararası sermayeye teslim edildi. Ürettiğimiz birçok alanda ülkemiz dışa bağımlı hale getirildi. Kamusal hizmetler piyasalaştırıldı ve sadece parası olanların alabileceği metalar, ayrıcalıklar haline getirildi.

Kadınların kazanılmış haklarına ve eşitlik mücadelesine saldırılar arttı. Bu ülkenin tüm değerlerini ve varlıklarını üreten emekçiler yoksulluğa, yoksunluğa, geçim derdine, işsizliğe, güvencesizliğe mahkûm edildi. Eğitim, sermayenin ihtiyaçlarını karşılamak ve iktidarın istediği itaatkâr bireyleri yaratmak üzere gerici kuşatma altında can çekişir hale getirildi.

Öyle ki önceki gün, Aydın’da bir KYK yurdunda gerçekleşen kaza değil cinayetti. Arızalı olduğu bilindiği halde bir an önce tamiri yapılmayan asansör sonunda olmasını hiç istemediğimiz bir canımızın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Sorunun asansörde değilmiş fazla kişi binmiş gibi talihsiz açıklamalar yapan devlet görevlilerinin de ne kadar liyakat sahibi oldukları ortada. Sonuç olarak her şeye kar hırsıyla bakmak artık devlet kurumlarının sıradan işleyişi haline geldi. Güvenlik, kalite, sağlık ve insan hayatı hep ikinci plana atıldı. 

Cumhuriyetin ilk yıllarında gerek kalkınma ve imarda atılım, gerekse de gençlerimizin eğitimine katkı sağlaması açısından alanında uzman çok sayıda bilim insanının ülkemize getirildiği bir anlayış vardı. Bugün ise ülkemizin iyi yetişmiş insanları birer birer yurtdışına çıkıyor ve ülkeyi yönetenler “gidiyorlarsa gitsinler” diyebiliyorsa, Cumhuriyet’e sahip çıkmanın diğer bir yolu da bu anlayışı sorgulamaktan geçtiği anlaşılmalıdır.

Halkın yararına değil sermayenin çıkarları doğrultusunda tercih edilen ekonomi yönetimi, özelleştirmeler, sosyal devlet anlayışının terk edilmesi, esnek ve güvencesiz istihdam biçimlerine, düşük ücretlere dayalı emek rejimi, rant hırsının bilim ve tekniğin halk yararına kullanılmasına değil, emekçilerin hak ve özgürlüklerini yok ederken, sahip olduğu bilgi ve birikimini, bilimi ve tekniği halkın yararına kullanmayı kendine ilke edinmiş bizlerin mesleki sorumluluklarını ve yetkilerini giderek geriletmektedir.

TMMOB’nin ilkeleri doğrultusunda mesleğimize, mesleğimizin amaç ve ilkelerine, inşaat mühendislerinin hak ve çıkarlarına sahip çıkmanın, geleceğimize, cumhuriyetin ilerici birikimine, halkın yararını esas alan, üretenlerin yönettiği, üretilenin hakça paylaşıldığı bir cumhuriyete sahip çıkmak demek olduğunun bilinciyle bugün cumhuriyetin 100. Yılını kutluyoruz.

Cumhuriyet’i savunmak halk egemenliğini savunmaktır, eşit yurttaşlık mücadelesi vermektir, gerçek bir laiklik savunusunu ve kamucu politikaları o eşit yurttaşlığın bir gereği olarak benimsemek ve uygulamaktır. 

“Bilimi ve teknolojiyi emperyalistlerin ve sömürgenlerin değil, halkımızın hizmetine sunmak için her çabayı güçlendirerek sürdürme inanç ve kararlılığında” olan bizler eşit, özgür, demokratik, laik bir cumhuriyeti, emeğin ülkesini kurmak, daha ileriye ve geleceğe taşımak için aşkla örülecek her bir tuğlaya, harca, kentlerine, sanayisine, üretimine emeğimizi, bilgi ve birikimimizi katmaya hazırız.

Yaşasın cumhuriyetimiz!"


  • IMG_1916.JPG
  • IMG_1930.JPG
  • IMG_1944.JPG
  • IMG_1951.JPG
  • IMG_1961.JPG
  • IMG_1966.JPG
  • IMG_1971.JPG
  • IMG_1977.JPG
  • IMG_1978.JPG



















TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası