17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 9.Yılı

İMO Ankara Şube Başkanı Nevzat ERSAN 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi`nin yıldönümü için bir basın açıklaması yayınladı.

Eklenme Tarihi: 25/04/2016

 

Türkiye`nin yaşamak zorunda kaldığı en korkunç yıkımlardan birinin, 17 Ağustos Marmara Depremi`nin üzerinden bugün tam 9 yıl geçti.

 

 

 

Türkiye`yi deprem gerçeğiyle yeniden ve acı bir biçimde yüz yüze getiren Marmara Depremi aynı zamanda, bir deprem ülkesi olduğu bilinen Türkiye`nin deprem politikasının da yetersizliğini, hatta yokluğunu gözler önüne sermesi açısından oldukça kritik bir aşama teşkil etti.

 

 

 

Yaşanan onca yıkıma, verilen binlerce kayba ve depremin hemen ardından söylenen iddialı sözlere rağmen yapılanlar ve yapılmayanlar, o dönem dile getirilenlerin ve bunları dile getiren yönetimlerin samimiyetinin sınanması açısından da oldukça yeterli bir gösterge oluşturuyor. Geride kalan 9 yıl içerisinde yaşananlar, hükümetlerin de en az deprem kadar tehlikeli bir vurdumduymazlık içerisinde olduğunu maalesef ispatlamıştır.

 

 

 

Türkiye gibi, topraklarının yüzde 93`ü deprem kuşağında olan ve nüfusunun yüzde 98`inin deprem riski altında yaşadığı bir ülkede, en hayati ve öncelikli alanlardan biri olması beklenen deprem politikası ile buna bağlı önleyici tedbir ve uygulamalara dair nerdeyse tek bir adım dahi atılmaması oldukça düşündürücü ve yaşanan kayıpların acısını kat be kat artıran bir durum oluşturmaktadır.

 

 

 

Tüm bunların yanında, Marmara Depremi`nin hemen sonrasında gerçekleştirilen girişimlerin de arkası gelmemiş, bu konular depremin yoğunluğu gündemden kalktıkça unutulmuştur. Deprem konusunu tartışmak üzere toplanan ve önemli kararlar alınan Deprem Şurası`nın kararları hala hayata geçirilmemiş olduğu gibi Deprem Şurası da lağv edilmiştir. Aynı şekilde yapı denetim yasasında gerekli değişiklikler yapılmamış, yeni düzenlemeler gerçekleştirilmemiştir.

 

 

 

Bugün Türkiye`nin deprem konusunda rotasını çizen, önleyici ve tehlikeyi en aza indirici bütünlüklü bir eylem planı bulunmamaktadır. Bunun yerine sadece deprem sırasında ve sonrasında yapılması gerekenleri kapsayan sınırlı bir strateji izlenmektedir.

 

 

 

Deprem sorunu, bireylerin tek başlarına ve kendi çabalarıyla üstesinden gelinebilecek bir sorun değildir. Merkezi bir politika ve yerellerde uygulanabilir bir strateji geliştirmek bugün hükümetin yapması gereken en asli görevdir.

 

 

 

Toplumsal hayatı alt üst eden ve bedeli yalnızca yıkılan binalarla değil, kaybedilen hayatlarla ödenen böylesi kritik bir konuda yapılmayanları "teknik aksaklık" ve "bütçe ayıramama" gibi mazeretlere bağlamak kabul edilemez bir tutumdur.

 

 

 

Ortada olan şey, insan hayatı ve toplum güveni açısından oldukça ahlaki ve insani bir tercih yapma ve harekete geçebilme ihtiyacıdır. Bugün bu sınavı verebilmek hükümetin 70 milyonluk nüfusa borcudur.  Aksi takdirde olası yıkımların yaşanandan çok daha acı tecrübeler bırakacağı ve sorumluluk sahipleri için taşınamayacak kadar büyük bir vebal oluşturacağı açıktır.

 

 

 

Bu nedenle 17 Ağustos Depremi`nin yıldönümünde düzenlemiş olduğumuz "Deprem Duyarlılığı Yürüyüşü" ayrı bir önem kazanmaktadır. Aynı duyarlılığı göstererek birlikte yürümek, yıkıma karşı hayatı savunmak ve talep etmek bugün hepimizin görevidir.

 

 

 

Nevzat ERSAN

 



TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası