İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

21 HAZİRAN 2021, PAZARTESİ   

44

MÜCADELE KAZANDIRIR VE BİZ KAZANACAĞIZ

    Yayına Giriş Tarihi: 25.11.2020 00:00   Güncellenme Zamanı: 30.11.2020 15:13:26  Yayınlayan Birim: ANKARA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 25.11.2020 10:51:43

Laiklik karşıtı söylemlerin ve hukuk dışı yaptırımların arttığı bugünlerde feodal yapıları, mafyayı, çeteleri, fuhuş ticaretlerini, aile içi kız-oğlan çocuk ayrımlarını ve aile içi şiddeti televizyon programı adında evlerimize taşıyanlar, erkek otoritesini sarsılmaz bir kale gibi sunmaktadır

 

25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti`nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi`nin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabal kardeşlerin diktatör tarafından katledildiği tarihtir. Mirabal kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür.

25 Kasım 1960 yılındaki katliamın ardından tüm dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiştir. 1981 yılında Latin Amerika Kadın Kurultayı`nda 25 Kasım,`Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü`, 1985 yılında BM tarafından ‘ Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü` olarak ilan edilmiştir.

"Fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar ya da acı ile sonuçlanan, ister özel alanda, ister kamusal alanda olsun, baskı veya özgürlüğün engellenmesi" olarak tanımlanan cinsiyete dayalı şiddet, kadınların erkeklerle eşit bir biçimde haklarını ve özgürlüklerini kullanmasını ciddi bir biçimde engelleyen bir ayrımcılık türüdür. Yalnızca özel alanda değil, aynı zamanda toplumsal alanda da cinsiyete dayalı şiddet bir araç olarak kullanılmakta ve yeniden üretilmektedir. Devletlerin, hem özel alanda hem de kamusal alanda mevcut olan bu şiddeti görmezden gelmesi ise cinsiyete dayalı şiddeti sürekli kılan bir etkiye sahiptir ve şiddeti engelleyici ve mağduru koruyucu politikaların geliştirilmemesi cinsiyete dayalı şiddetin artmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede, cinsiyete dayalı şiddet, herhangi bir gelenek, görenek, din, kültür ve politik iktidarla mazur gösterilmemeli, temel insan hakları ihlali olarak tanınmalıdır.

Günümüzde, tecavüz ve ölüm haberleri magazinleştirilerek, kadın bedeni üzerinden reyting uğruna kadın onuru yeniden çiğnenmekte ya da üzerleri tamamen ört bas edilerek hiçbir haber platformunda yer verilmemektedir. Sosyal medya hesaplarında bile konuyla ilgili yapılan herhangi bir paylaşım derhal mahkeme kararıyla silinmekte veya engellenmektedir. Laiklik karşıtı söylemlerin ve hukuk dışı yaptırımların arttığı bugünlerde feodal yapıları, mafyayı, çeteleri, fuhuş ticaretlerini, aile içi kız-oğlan çocuk ayrımlarını ve aile içi şiddeti televizyon programı adında evlerimize taşıyanlar, erkek otoritesini sarsılmaz bir kale gibi sunmaktadır.

2020 yılının başlarından bu yana yaşadığımız Covid 19 Pandemi koşulları ve ekonomik krizin cinsiyet eşitsizliğini artırdığı ve fırsat eşitsizliğini derinleştirdiğini söylemek mümkündür. Bu süreç kadınların hem ev hayatına, hem de çalışma hayatına daha fazla yansıtılmakta, ücretsiz izine ayırma, kısa çalışma ödeneği, çocuk bakımı konularında öncelikle kadınlar tercih edilmekte veya emek sömürüsü arttırılırken gelirleri sabit kalmakta, hak kayıpları meydana gelmektedir. Çalışma hayatında bu gibi sorunları yaşayan kadınların evde bakım yükü de bu süreçte artmaktadır.

Pandemi koşullarında virüsten korunma maksadıyla evde sosyal izolasyon sağladığımız günlerde şiddetin en yaygın biçimi olan ev içi şiddet de artmış, destek mekanizmalarına erişim zorlaşmıştır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu`nun raporuna göre, 2020 Mart ayında bir önceki yıla kıyasla psikolojik şiddet %93, fiziksel şiddet %80, sığınma evi talebi %78 oranında artış göstermiştir.

Kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi için etkili, kararlı ve sonuç alıcı politikalar ve bu politikaların hayata geçirilmesini sağlayacak bütçe düzenlemeleri acilen yapılmalıdır. Bu bağlamda kadınların sosyal ve ekonomik düzeyini yükseltecek, fırsat eşitliği yaratacak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıracak çözümler hayata geçirilmeli, kadına yönelik şiddeti önleyici tedbirler alınmalı ve bunun için cinsiyet eşitliği tüm karar mekanizmaları tarafından topluma kanıksatılmalıdır.

2011 yılında imzalanarak ev içi şiddeti önleme amacı güden İstanbul Sözleşmesi maddelerinin uygulanmamasına dair gösterilen direncin kırılması sağlanmalıdır.

Şiddet uygulayanlara uzaklaştırma, yakın koruma gibi birçok tedbiri düzenleyen; kadınları maddi olarak güçlendirmekten kimlik bilgilerinin değiştirilmesine kadar birçok hak tanıyan ve kadın örgütlerinin yıllarca süren mücadelesi sonucu yürürlüğe giren 6284 sayılı kanun etkin bir şekilde uygulanmalıdır.

Bizler ‘Mücadele Kazandırır ve Biz Kazanacağız` şiarıyla, direnmenin, dayanışmanın, yan yana durmanın gücüyle şiddetsiz yaşam için haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.

Vazgeçmeyeceğiz.

İMO Ankara Şubesi

24.Dönem Kadın Komisyonu

 


Okunma Sayısı: 92

Ankara Şube Kaynaklı Basın Açıklamaları »
Tüm Basın Açıklamaları »

Sayfayı Yazdır

   

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.